☰ menü
×
SELF DEFANS

Doğan Başa Röportaj


Bu ilk röportajımızı, Türkiye’nin en eski Aikido’cusu ile yapmak istedik.O, uzak doğu sporlarında hep ilklere imza atmış bir şahsiyet.Dolayısı ile Aikido konusunda en geniş,en eski ve en doğru kaynaklardan biri olan; sensei Ahmet Berkol Ökten’e gittik.O bizi görünce, çok sıcak karşıladı ve sorularımıza doğruları ile yanlışları ile içtenlikle cevap verdi.Öncelikle Aikido nun; Türkiye’deki başlangıcını,hangi safhalardan geçtiğini masaya yatırdı.

Bu röportajı, uzman psikolog ve Aikidocu; Hakan Yüksek arkadaşımız ile gerçekleştirdik.

Hakan: Sayın Sensei, öncelikle bu röportajımızı kabul ettiğiniz için; arkadaşlarım ve hocam adına ve de kendi adıma teşekkür ediyorum.

Ahmet Berkol Ökten: Bende teşekkür ediyorum.

Hakan : İzninizle bazı sorularımız olacak.

Ahmet Berkol : Tabi efendim buyrun.Bende size cevaplamaya hazırım.

H : Öncelikli olarak savaş sanatlarında olan serüveninizi kısaca özetleyebilir misiniz?

A.B : 1962 senesinde Işık lisesinde okurken Hubert Klinker adlı yazarın 175 kuruşa aldığım jiu jitsu kitabıyla başladı uzakdoğu serüvenim.Yeşil kaplı bu kitap hala, benim yanımda durur.Onunla; Işık lisesindeki arkadaşlarım ve mahalledeki arkadaşlarımla, jiu-jitsu yani yakın dövüş anlamına gelen jiu jitsuyla Uzakdoğu sporlarına başladım sayılır.

H : Sonraki serüvenleriniz içerisinde hocam…..

A.B : Sonrası evet efendim….Jiu jitsuyla başladıktan sonra bir arayış içindeydim.Mücadeleci ruhumdan ötürü her yerde, bu işi empoze edip arkadaşlarıma öğretmeye çalışırken; yaz aylarından bir gün de, 1962’nin yaz aylarında…, yaşadığım Göztepe semtinde boş bir sürü arsa ve bunlardan birinde voleybol sahamız,disk attığım yer, gülle attığım yer vardı.Biz orda voleybol oynarken, uzaktan Ak apartmanında oturan birisi beni izlermiş.Bir gün izledikten sonra yanımıza geldi “Y:a… siz çok meraklı gençlersiniz” dedi, “sporcu gençlersiniz” dedi, “ben Almanya’da Judo dersleri aldım, kısa bir süre için; ben size Judo öğreteyim” dedi.Bu hocanın adı kimse belki bilmiyor şu anda.., Judo nun temelini atan; Ergun Göktuna’dır.O zaman üst teğmendi, deniz astsubay okulunda öğretmendi ve onunla birlikte yaz aylarında çimenlerin üzerinde eşofmanla Judo ya başladık.Yine o tarihlerde, girişimimizle Üsküdar’da, çok büyük bir ihtimalle kumar oynatmak amaçlı olduğunu farz ettiğimiz; dernek adı altında bir yer kurulmuş ve bu derneğin adına da; Judo Yapma Yayma Öğretme derneği denilmiş.Onlarla irtibata geçtik.Onlarında çevresinden istifade ederek; Üsküdar’da yıkık dökük bir yer vardı ve orda güreş çalışılıyordu.Adı Anadolu kulübü olan bu yerde Judo çalışalım dedik.Ergun hoca nın da girişimiyle o arkadaşlarla konuştuk.Sonra o dernek, Üsküdar Judo İhtisas Kulübü adı altında kurulmuş bir dernek oldu.Yani ismi değiştirildi.Adamların amacı dışına çıkmasını önledik.Ve böylelikle Üsküdar Anadolu Kulübün de bizim ekip; Ergun Göktuna nezaretinde Judo çalışmaya başladı.Judo ya girişim mahallede otlar üzerinde başladı.Ondan sonra havaların soğumasıyla, Üsküdar Anadolu Kulübünde Judo çalışmaları; artık minder üzerinde çalışılmaya başlandı.İşte bu çalışmalar esnasında kimsenin Judo elbisesi yoktu.Üsküdar Judo İhtisas Kulübü başkanı, şimdi rahmetle anıyorum; Latif Biçer etraftan para toplayarak şeker çuvalından bir terziye 20 tane elbise diktirdi.Bu elbiseler çalışma gruplarında müşterek kullanılırdı.Buradaki şartların tümü çok kötü idi. Daha sonra gurubumuz çok genişleyince ve orası da bize cevap vermemeye başlayınca, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ne geçtik.Halk Eğitim Merkezi’nin aşağıda güreş salonunda güreş minderi üzerinde, bu sefer daha güzel bir yerde; duşu olan, tuvaleti olan bir yerde antrenmanlara başladık.Türkiye’de uzakdoğu sporlarının ilk yayılmaya başladığı yer Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’dir.Grupta; Namık Ekin,Oruç Isıgüllü,Engin Çoruh ve daha ismini sayamayacağım bir çok kimse orada Judo ya başladı, herkes kendine bir gurup yaptı.Ben orayı sahiplendim. Çünkü diğerleri devamlı gelmiyordu.Bende oranın hocalığını üstlendim.Adını Samurai Dojo su koydum.Onlar geliyorlar, kendileri çalışıyordu ama adam çalıştırmıyorlardı.Hepsi benim arkadaşımdı.Kendileri ile üst gurupta çalışma yapıyoruz,diğer grupları da ben çalıştırıyordum diğer günlerde. Jiu jitsu ile başlayan uzakdoğu sporları serüvenim böylece Judo ya geçmiş oldu.Elimizde bir salon ve o zamana göre geniş imkanlar oldu ve bayağı bir grup oluşmaya başladı.Çığ gibi büyümeye başladık.Sene 1965’de kurulan; Üsküdar Judo İhtisas Kulübü nden sonra, federasyon kurulma çalışmaları başladı.Federasyon, biz demek; bizim Dojo, federasyon demek; oldu ve hatta ben 1960 senelerinde; daha klüp resmileşmeden dahi, Yeşil Saray iş hanında bir yer tutmuştum.Oranın bir odasını federasyona verdim.Ve Judo 1964 senesinde güreş federasyonuna bağlandı.Judo böylece güreşin bir kolu olarak devam etti.Biz; hem antrenör, hem sporcu, hem hakem, hem de idarecisi..,hep bizlerdik.Federasyon kuruluşunda yardımcı oldum.Sporcular yarışma yaparken, diğer bir sporcu hakem oluyordu.Hakem yarışmaya sporcu olarak girdiğinde de, diğeri hakem oluyordu.Türkiye’nin ilk müsabakaları, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nin tiyatro salonunda başladı.Yeni federasyonun aktiviteleri arttı.Daha sonra Ankara’ya taşındı ve müstakil Judo federasyonu oldu.İlk müstakil federasyon başkanımız İsmail Hakkı Isıgöllü oldu.Güreş federasyonu Judo kol başkanı Cihat Uskan’dı.Dojo lar çoğaldı, sporcular çoğaldı.70’li yıllarda 2000’e yakın Judo cumuz oldu.Bu büyük bir rakamdı.Küçük bir köy.Yok, yok; küçük bir kasaba kadar sporcu oldu.Bunlar haftanın yedi günü; gündüz saat 3’den akşam 11’e kadar çalışma yaparlardı Çeşitli gruplarla ve her çalışma 60-70 kişi olurdu..Antrenmanlar çok zor şartlarda devam etti ve bugünkü duruma gelindi.

H : Ben anlıyorum ki o günkü olumsuz koşulları en derinden hissetmiş yaşamışsınız….(Ahmet Berkol o günlerdeki heyecanı ile araya giriyor…)

A.B : Valla, daha iyi şartlar bilmediğimiz için biz spor yapacağız heyecanı ile örneğin kamp oluyor icabında her gün Kadıköy’den kalkıp, taa Beylerbeyi’ne gidiyorduk.Birde; bir çalışma oluyor, Milli Türk Talebe Birliğine (M.T.T.B.) gidiyorduk.Aynı zamanda orada çalışma yapıldığı zaman M.T.T.Birliği ve Fatih Güreş Kulübünden (F.G.K.), daha önce Japonya’ya Grekoromen antrenörü olarak gönderilmiş Halil Yüceses hocamız…., onu şimdi rahmetle anıyorum., işte bir müddet Japonya’da kalmış oda Judo öğretiyordu.Böylece Judo çalışmaları Kadıköy Halk Eğitim Merkezi ile birlikte M.T.T.Birliği ve F.G.Kulübünde olmak üzere bu yerlerde devam ediyordu.Federasyon kurulduğu andan itibaren, onlar bir müddet federasyonun dışında kaldılar.Sonra onlarda federasyona iktisap ettiler ve faaliyetlere katıldılar.

H : Hocam 1960 sonları 1970 başlarında Aikido ya ilk temasınız başladı…(Ahmet Berkol yine aynı heyecanı ile araya giriyor…)

A.B : Şöyle,şöyle onu da veririm okursunuz.Ben meraklı bir insanım.Hiç kimsenin kitabı yokken,şimdi şurada 1967-68 senesinde getirttiğim Gozo Shioda’nın bir kitabı var.Kendi yazımda onu da belittim.Ben Jiu jitsu yanında judo çalışırken; belirtmek istiyorum ki, Karate’de çalışıyordum.O zamanlar Türkiye’de çıkan 2 tane spor dergisi vardı.Birisi Halter Set diğeri de Halter dergileri idi.Halter Set dergisinde 1966 ve 1968’de de karate fotoğraflarım kapak oldu,resimlerim çıktı.Yani ben; Judo dan öncede, Tünelde’de body yapıyordum.Bu body dergilerine Karate de yazıyordum.Çünkü bu insanlarla bir yakınlığımız vardı.Bize bu imkanı tanıdılar.O günkü dokümanları araştırıyorum.
(hoca; konuşurken kağıtların içinde hararetle, o anda da araştırıyor.)

A.B : Yazdığım zaman, kim ne zaman bu spora başlamış ise de ispat vasıtası göstersin diye araştırıyorum.Çünkü yazdıklarımda iddialıyım.Herkes de ispat etsin diyorum.Ama bir evrak, ama bir şahıs.
İşte Karate de, Aikido da o dönemde başladı.Önce Karate yi tanıtmak amacıyla, Judo ya kayıta gelenleri Karate çalışırsan seni kayıt yaparım diyordum.Öyle kaydediyordum.Aikido da orda şu şekilde başladı.Şimdi, 1968 yılında Michelle Novamiç isimli bir Fransız antrenör Sultanahmet’de dolaşırken; o sıralarda da sanıyorum ki, Hakkı Koşar’ın VMC adlı bir yerde çalıştırma yapıyormuş ve oraya merakla girmiş.Neyse, orada konuşmuşlar ve arkadaş olmuşlar.Getirip federasyona tanıttılar.Bizde onu federasyona Judo antrenörü yaptık.Bu kişi; hem Judo,hem Karate,hem de Aikido antrenörüydü; ki o dönemde de bir kitap yayınlandı Türkiye’de.Bende yardımcı oldum yayınına. Ben de önce bu kitaplardan çalışmaya başladım.Ben 1964 de abone olduğum Almanya’da yayınlanan dergilerden; Judo,Karate ve Aikido yu basit bir şekilde çalışmaya başladım.O kitaplarla çalışmaya başlamış iken, şimdi burada yazımda da belirttim.Gozo Shioda’nın kitabını Sander kitapevine getirttim.O kitapla çalışmaya başladığım zamanda Michelle geldi.O zaman Türkiye’de Aikido sadece bizim salonda var ve bizde Aikido yu (Aikido olarak değil de), değişik isimlerle ve self defans olarak çalışıyoruz.Adına yok bilek anahtarı diyoruz şudur, budur.Bu arada; Türkiye’de Judo çalışılan yer az,bölge az ve İstanbul Türkiye’de Judo nun merkezi.Federasyon İstanbul’da, antrenörler İstanbul’da, Judocular’ın %98’i İstanbul’da.Dolayısı ile bizim Halk Eğitim Merkezi’de federasyonun aynı zamanda çalışma yeri idi.Michelle antrenman yaptıktan sonra,efendim bir otel var bizim salona yakın ve kamp orada yapılıyor,çalışmaları bu salonda yapılıyor.Ben de meraklı olduğum için ve o sırada federasyonda yetkili ve görevli de olduğum için Michelle ile bu sefer Karate ve Aikido çalışmaya başladık.Yani başlamış olduğumuz çalışmayı; bu defa biraz daha iyi bilen hoca ile….,

H : 1968 de mi hocam?

A.B : Evet, kesin 1968.Çünkü elimde deliller var.Ben o zaman Türkiye’nin en genç merkez hakem komitesi başkanıydım.İlk milli judo hakemi idim ve federasyonda etkili idim.Diğerleri de benim arkadaşlarım idi.Onlar sporculuğa devam ederken, ben idarecilikte yaptım.
Yani Aikido o dönemde başladı.Sonra devam etti.

H : Siz aynı zamanda tarihi yaşamak değil,tarihi yaratarak yaşamışsınız; içinde.

A.B : Genelde öyle oldu.Ben şu anda Türkiye’de Judo,Aikido,Karate sporları başladığından bu yana, sadece 2 aylık askerlik dönemim haricinde hep salonlardaydım.Uzaktan da olsa, federasyonların içindeyim.%95 de olsa Asbaşkanım,Genel Sekreterim,efendim Teknik Direktörüm,MHK Başkanıyım,Teknik Başkanım ve hep içindeydim.

H : Hocam sonrasında Aikido ile olan bu sürecin sonrası,1980’li yılların başında Kenji Kumagai’yi burada ağırladığınızı biliyoru….(Ahmet Berkol konuşmayı yine bölüyor…)

A.B : Şöyle, şöyle evet onu burada da yazdım.Bunu da çıkınca okursunuz.Çünkü bütün Türkiye’ye dağılacak.Şimdi benim 1978 senesinde bu salonu açmamla birlikte, Kadıköy Halk Eğitimden tanıdığım jimnastik hocası Lemi Bağdatlılar’la birlikte ki; biz orada hem Aikido,hem Karate çalışıyorduk.Beni ziyarete geldi.Lemi sevdiğim insandır.Aikido da en başta olması gereken insanda odur, hemen onu da belirteyim.Salon açtığımız için, Aikido yu hemen burada başlatalım dedi.Burası o zaman Judo,Karate,Kung fu ile çok yoğun. Jimnastik şudur,budur gibi.Burası ilk açılan kompleks.Odak yani. Düşününki buraya taa Manisa’dan,Malatya’dan,İzmir’den bir sürü kişi; Judo,Karate,Aikido çalışmaya gelen insanlar oldu.Burada o iki seneden sonra, Lemi ile 1980 senesinde Aikidoyu başlattık.Lemi’ye “direk olarak ben ilgilenemem; ben federasyon üyesiyim,hem hakemim,hem idareciyim,hem burayla uğraşacağım,hem bodyle uğraşacağım, hem bunla.Benim gücüm yetmez,sen çıkarsın.Ben ara,sıra sana yardımcı olurum.” Dedim.Ve 1980 senesinde burada Aikidoyu başlattık.Bunlar içinde.Halk Eğitim’den gelen Neşe hoca,Melih hoca,Halk Eğitim’de bu işlerin içinde çalışmışlardı.Burada Aikido çalışmaları başladı.Benim Judo,Karate öğrencilerimden Mevlüt Zor, yine Karate hocalığı yapan Ali Uludağ’da bu gruba katıldı.İşte Lemi ile çalışmayı beraber yürütüyorduk ama ben, tabi Lemi’ye o görevi vermiştim.Bir ara Fransa’dan Nebi Vural adlı bir arkadaş geldi.Fransa Aikido federasyonuna kayıtlı bir arkadaş, onunla çalışmaya başladık.Dolayısıyla bu çalışmalarda, bir-iki-üç sene kadar sürdü.1982 senesinde Lemi hoca bana dedi ki.”Hoca ya, Aikikai’ye bir mektup yazalım.” “İyi, sen bir taslak hazırla.” Dedim.Bende hazırladım ve ikisini birleştirdik.Dolayısıyla ben, Samurai-Budokwai başkanı olarak Aikikai’ye bir mektup yazdım.Aradan zaman geçti, biz unuttuk.Ama burada Aikido çalışmaları devam ediyor.İşte Ali Uludağ, Mevlüt Zor,Neşe,Melih, gidiyorlar bir yerlerde Aikido gösterisi yapıyorlar.Yani Aikido yu sık,sık tanıtıyoruz.Bayağı Aikido gurubu oluştu.Ee aradan hayli zaman geçti,mektup yazdığımdan ne kadar zaman geçti; hatırlamıyorum.Bir gün telefon geldi. “Efendim sizi Komatsu şirketinden arıyoruz.” “Buyrun efendim,sizin şirket ne şirketi?” dedim. “İnşaat makine şirketi” dediler.Bende “herhalde yanlış aradınız” dedim. “Bizim inşaat makineleriyle hiçbir alakamız yok” dedim. “Yok, siz Aikikai’ye bir mektup yazmışsınız.Sizin adınızı oradan aldık.Bize adınızı Aikikai’den bildirdiler.Ahmet Berkol ile görüşebilir miyiz?” “Benim, buyrun.” “Sizi Komatsu’dan arıyoruz.Yazmış olduğunuz mektup üzerine buraya bir Japon hocamız geldi.Şirketimizin genel müdürü, aynı zamanda Aikido hocası.Sizin ile görüşmek istiyor”.Arada tercümana birkaç soru soruldu.Onu buraya davet ettik.O da zaten gelmek için açmıştı.O zaman, herkeste sabit telefon bile yok.Sene 82-83, neyse işte sağa,sola haber verdik.Bir pazartesi günü Kenji Kumagai ekibiyle buraya geldi.Elinde bir jo ile, neyse konuştuk.Bize her türlü yardımı yapacağını ve Aikikai ile aramızdaki diyalogu kuracağını söyledi.Çıktı bir,iki jo ile haraketler gösterirdi.O anda 10-15 kişi kadar insan anca topladık.Gün kararlaştırdık, şu gün başlayacağız dedik.O dönemde çarşamba,cumartesi günleri çalışıyorduk.Neyse bir çarşamba günü geldi.Yavaş,yavaş seyretti.Sonra baktım ki Kumagai, her gün gelmeye falan başladı.İşte o gelince, başka arkadaşlarda geldi tabii ki.Neyse, Kumagai ile çalışmaya başladık.Fakat onun işi yoğun.Bu arada daha evvelden çalışmış olduğumuz Aikido yu beğenmeyen bir,iki kişide Kumagai gelince seyrettiler.Çekine,çekine daha sonra onlarda bu gruba katıldılar tabii.Gurubumuz iyi bir gurup oldu.Yani öğrencilerim; aşağı,yukarı benim Judo dan, Karate den öğrencilerim bu işi yürütmeye başladılar.Aikido ya dışarıdan adam kabul etmeye de başlamıştık daha evvelden.Ama onlarda, bizim yine Judo, Karate öğrencilerimizdendi genelde.Bu seferde süzerek,bakarak onları da kabul etmeye başladık bu guruba.Öylece işte Kumagai ile 1983 haziran ayında 2.dönem olarak telakki ettiğim Aikido çalışmaları burada böylelikle başladı.Bu gruba daha sonra 2 arkadaş daha katıldılar ve hepimizden fazlada temayüz ettiler.Kumagai ile ilgili Aikido serüvenimiz böyle başladı.2nci dönem.

H : Peki hocam ben bir şeyi öğrenmek istiyorum.O kadar çok geniş bir yelpazeye sahipsiniz ki, savaş sanatları çerçevesinde Aikido nun da bunun bir parçası olduğunu düşünürsek; eminim ki sadece Aikido yapan birisine nazaran çok daha net bir fikriniz olacaktır diye düşünüyorum.Aikido deyince ne geliyor aklınıza, ne düşünüyorsunuz?

A.B : Aikido yu spor olarak mütalaa edecek olursak; aslında bir felsefeye dayanıyor.Ben; Aikido yu önce spor olarak görüyorum.

H : Hocam bir şey daha öğrenmek istiyorum.Mesela genellikle böyle Aikido hakkında bir miktarda olsa fikri olan insanların şöyle bir intibası var.Aikido yu bildiğini söyleyen insanlar, gerçek hayatta zor bir durumla karşılaştıklarında bundan pek yararlanamazlar gibi bir genel inanç var.Siz ne düşünüyorsunuz?

A.B : Aynen katılıyorum.Hatta geçen gün, çalışma esnasında Aikido tekniklerinin zayıf olduğunu söyledim.Ben bu sporu yapıyorum.Türkiye’ye bu sporu getiren adamım özeleştiriyi de her zaman yaparım, özeleştiriye de açığım.Aikidoda kaç tane teknik var? Ama bütün bunların varyasyonları var.Bu insanları dinlendirmek, kendine güveni geliştirmek amacıyla.Ve bunların hepsi, dövüş sanatları; jiu jitsudan çıkmış sporlar.Ee şimdi her şeyden evvel bunun sokakta tatbiki de, tamamen başka şey.Benim sokaktaki adama karşı üstünlüğüm var ama bu üstünlük herkese tatbik edilebilecek, herkeste aynı şekilde uygulanacak anlamına gelmez.Bu açıdan Aikido nun bazı tekniklerinin de bu amaca yönelik zenginleştirilmesi gerekir.Ben şimdi bunu yapıyorum. Zamanında bizde, Samurai Do diye bir spor vardı.Judo, Karate, Aikido, Bo Jutsu, Ken Jutsu ne varsa.Hepsinin tekniğini içine koyduk, ağır kondisyonlu bir spor yaptık.Parende atamayan bu işe giremezdi, önce parende atmasını öğrensin efendim.Örnek veriyorum lafın gelişi 100 kilo benç press basacak.Sırtına aldığı zaman 8 kat, yanındaki adamla birlikte çıkacak.Şimdi insan böyle şey bekliyor yani.Ben bu Aikidoyu yapıyorum ama yarın sokakta istemediğim halde birisi bana bir saldırıda bulunursa, ben; ona karşılık verirsem,üstün olabilecek miyim?Bıçağı elinden alabilecek miyim? Böyle, ama bunu zenginleştirmek hocaların elinde.Şimdi Kiai Do diye, dinamik Aikido diye bir şey yazıyorum,çiziyorum.Eski Samurai Do ya benzer.Yani düşün Aikido da tekme var mı? Yok.Önce kendimi eleştiriyorum, bunu zenginleştirmek lazım..süratlendirmek lazım, ona başka şey ilave etmek lazım.Aikido yu kültür seviyesi yüksek insanlar yapıyor.Onun için Aikido yu teknik açıdan zenginleştirmek, içine bir şeyler koymak,daha da geliştirmek gerekiyor.

H : Galiba dojo da yapılan çalışmalarla, gerçek hayatta da duyulabilecek ihtiyaçları iyi ayırt etmek lazım..

A.B : Ayırt etmek ve dışarıda karşılaşılacak hareketlerinde çalışmasını yapmak lazım.Kolay değil.Sopayı,bıçağı almakta her babayiğidin harcı değil.Önce cengaver ruhlu olacaksın, sonra o işi bileceksin.

H : Yani alternatifsiz duruma nazaran bir alternatifin olsun..

A.B : Tabi canım, bir alternatif.Yani bir kote geashi’yi yaptıktan sonra, bir punduna getirip bir sankyo yakaladıktan sonra;benim diyen adamı yere çöktürürsün.

H : Peki hocam ben aslında arkadaşlarla aramızda zaman zaman buraya ziyarete veya sınava geldiğimizde hep paylaştığımız bir şey var.Eee az çok biliyorduk ama siz zaten o kadar güzel anlattınız ki, buranın tarihsel dokusunu; çok güzel net hissettirdiniz, biz hep şunu merak ettik arkadaşlarımızla.Niye Samurai Dojo eskisi kadar canlı değil ve ne zaman canlanacak?

A.B : Değil.Şimdi onu anlatayım.Çok güzel bir soru.2007 senesi bizim için milat oldu.Şimdi gece gündüz inceliyorum,çalışıyorum.Eski kayıtları da çıkartıp evrak üzerine geçiriyorum.Tabii ki birincisi senelerin bıkkınlığı var idi.Demin size 2000 sporcu dedim, hiç mübalağa etmedim.2000 sporcu çantasını alıp çalışmaya gelen..İşte şuradaki arkadaşım eski bir Judo cu.Onun Judo çalıştığı guruptan, en azından 5-6 tane grup burada Judo çalışıyordu. Hepsi 30 kişiden,düşün, bu salonda kaç tane adam çalışıyordu?Düşünün ki, ben ilk senelerden bu yana hiç kopmadım bir sürü adam çalıştırdım..100.000’i geçkin.Bu arada federasyonun kuşak sınavına gittim;dan sınavına gittim.Antrenör kursunu yönetmeye gittim.Seminer yapmaya gittim.Şudur,budur.Bunlar zamanla insanda bir yorgunluk yapıyor..Bunların yanı sıra emek verdiğin bazı kişilerin, bir yere geldiği zaman senin yüzüne değil, arkandan seni tanımamaları; adamın moralini bozuyor.Beni en çok gocunduran şu oldu.Buradaki bir arkadaşım; “Hocam şuraya gittim,bilmem kimin öğrencisiymiş” dedi.İndir bakayım dedim bilgisayardan.Baktım bizim burada çalışmış en eskilerden bir arkadaş çıktı karşıma.O; 1982 senesinde burada Aikido ya başlamış.O zaman Kenji Kumagai’nin adı bile yok.Ee…birincisi dediğim o senelerin verdiği bıkkınlıkla; birazda öğrencilerim bu işi yapsın, benim her şeyim var birazda onlar edinsin ..hep böyle es geçtik.Burası Kadıköy’ün göbeğinde 600m2 bir yer, ben istesem buraya ferman çıkartırdım. “10 YTL ye Judo,Aikido çalıştırıyorum” derim, salon adam almaz.Nedir?, buraya yapacağım birkaç milyar masraf.Bunlar kalkacak,minder genişleyecek,Aikido,Karate,Judo’dan bir sürü vatandaş ben yine toplarım.Eski öğrencilerime desem ki sen,sen 3 tane Judo cu,Aikido cu getireceksin, öbürü getirecek.Burası yine Aikido cu,Judo cu,Karate ci dolar.Tabii bunlar beni demorilize etti.Dediğim arkadaş kalkıyor “Kadıköy’de bir salonda 1983 senesinde Kenji Kumagai ile Aikido ya başladım” diyor…Yahu senin hocan Lemi hoca, seni başlatan 2 sene çalıştıran Lemi hoca, sen Kumagai geldiğinde Aikido cuydun, Aikido nun tekniklerini öğrenmiştin,biliyordun.
2ncisi; yine bir başka talebem.”1966 senesinde Kadıköy Halk Eğitim’de Judoya başladım” diyor.Senin hocan benim.Ayrıca 1996 senesinde veya 1994 senesinde şu anda hatırlamıyorum ama kaydı var seni Aikido ya başlatan benim.Neşe hoca,Veli hoca senin hocan.Ee bunların yanı sıra Kumagai buraya gelip çalışmaya başladıktan sonra;kendi orta doğunun genel müdürü,uçağa atlıyor,1 ay Mısır’da kalıyor…

H : Yani 1 ay yok

A.B : Evet 1 ay yok.Bunların hocası yine benim.Yani ben, Kumagai olmadığı zaman; Lemi orada,Melih orada,sorun. Bunların hocalığını hep ben yapıyordum.Lemi’den sonra.
Bütün bu şeyler, bu web sayfaları,gazeteden okuduklarım..Bir bayan çıkıyor mesela TV de.Açıyorum bende ilgili kanala, alt yazıda geçen yazıları sildiriyorum yani bütün bunlar.Artık Aikido elbisemi giydim,kendimi yavaş yavaş alıştırıyorum.Şimdi demin sorduğun sorunun cevabını özetle veriyorum.2007 senesi Samurai Budokwai Dojo larının milat yılı oldu.Dolayısıyla salona yeni minderler gelecek,hırdavatlar en azından Judo platformunun üzerindeki hurdalık kalkacak..Web sayfası hazırlanıyor,yazılar hazırlanıyor.Dediğim gibi ben şimdi oturdum1,5 sayfa yazdım. 1,5–2 sayfa daha yazacağım.Şimdi Aikido’yu yazdım, diğerlerine başlıyorum ve herkese diyorum ki; yazdığım yazımı okuyun, bir eksiği varsa tamamlayın,fazlası varsa evrak getirerek çıkartın…,ben sana diyorum ki sen Kumagai ile başlamadın,Lemi hoca ile başladın..Buyur evrakın,fotoğraflar ve şahitler.
Bu işaretlerim, bu fotoğraf, şurda gördüğün evrak kaç seneliktir bunlar özel arşive girer.Şudur, budur…Judo başladığından bu yana; Karate,Aikido başladığından bu yana bütün evraklar bir yerde saklıdır..Yine üst düzey sayılan bir talebem, “ben; şu,şu tarihlerde Aikido ya başladım” diyor.Yaa senin kaydın burada, buyur kardeşim,sen şu tarihte kayıt olmuşsun,şu tarihte sınava girmişsin.Buyur sınav kağıdın, sen altını imzalamışsın.Buyur bu fotoğrafın ama sen bunun aksini ispat edebiliyorsan bana evrak getir.Ben bunu söylüyorum.Bende olan evrakın onda biri federasyonda yok.Bu arkadaş, burada kuşak sınavına girmiş.Sarı kuşağı şu tarihte almış.Şu tarihte böyle 2.dan olması mümkün değildir.Bunun antrenör olması mümkün değildir.federasyon kayıtlarında,genel müdürlük, gençlik ve spor genel müdürlük eğitim dairesinin kayıtlarında antrenör olarak gözükmektedir.Gece, gündüz çalışarak burada yatarak, inceliyorum ve incelediklerimi evrak üzerine geçiriyorum.Hem cd ye aldırıyorum,hem kafama yazıyorum.Sen o dönemi yaşamamışsın ki. Sen Halk Eğitim Merkezi’nin Aikido sunu halka anlatamazsın.Yaşamayan anlatamaz.30-40 sene önce ne kayıt,ne defter var.Ne bilgisayar var.Elimizde 3-4 tane gazete küpürü var.Tanıkları bulup getireceğiz; altına imza attıracağız.2 tane sana misal verdim.Sen burada başladın Aikido ya, neden başka yerde başladım diyorsun? Diğeri Judo’dan benim öğrencimdir.Bunu söylemekten niye imtina ediyorsun? Evrak var,kayıt fişi var.

H : Ben bu değerlendirmenizden kendi adıma ve arkadaşlarım adına bir çıkarım yapıyorum.Yakın zamanda buraya biz daha sık geliyor olacağız.Çünkü burası canlı bir şekilde yaşatılmaya başlanacak.

A.B : Geçen gün Doğan’a da söyledim.Bize bağlı arkadaşlarla nostaljik çalışması yapacağız.Bu ayda bir olacak.Minderi biraz büyüterek, 4-5 metre ileri.En azından ayda bir kere özellikli arkadaşları bir araya toplayacağız ve bir akademi şekline çevireceğiz.Çünkü; bütün dünyada her şey akademiye doğru gidiyor.İşte diyeceğiz Aikido bölüm başkanı şu kişi.Efendim şu,şu teknikleri direktörü şu kişi gibi.Onunda bölümleri olacak çünkü şimdi bir adamın 30 şeyi birden yapması başka, 1 şeyi bir konuda yapması başka.Eskiden doktor her şeye bakardı.Şimdi göz için ayrı, diğer konular için ayrı.Kaldı ki göz doktorları bile;kendi içinde ayrılıyor.Avukatlarda da aynı.Yok icra avukatı,yok gemi hukuku avukatı..Şimdi biz bunu; ekolleştirip,sistematize etmek zorundayız.Çünkü; o vatandaş özellikle, sırf ihtisas yapacağı teknikler üzerinde veya %90 o tekniklerin üzerinde çalışacak.Onun eksiklerini giderecek araştırmaları yapacak ve ben en iyi o tekniği ondan göreceğim.Hangi konuda talep gelirse, o konuyla ilgili insana gidilecek.Yüksek okullarda her dersin bölümlerinin dahi ayrı hocası var.Bunun için bize özveri gösterecek insanlara ihtiyacımız var.Senin yapmış olduğun bir özveridir.Bu çalışma Aikido ya büyük bir hizmettir.Bu teknikleri sınıflandıracağız.Ne bileyim fotoğrafını çekeceğiz,videosunu çekeceğiz.Adam açıp ha şu hareket böyle yapılıyormuş diye bakacak.Biz bunu fizikçilerle de oturup tartışıcağız.İşte kol açısı böyle olacak; biomekanikçilerle oturup, onun biomekaniğini konuşacağız.Kol bu açıyla ittirilirse 100kg, böyle ittirilirse 60kg kuvvet gerekiyor gibi.Birileri anlatacak.Bu topluma aktarılacak.Tabii yardım gerekiyor,yardım olursa demoralize olmam.Çünkü; benim 45 senem bu işlerde geçmiş.Yani onu yapacağız ama bu yardımlaşarak olacak.Benim her şeye ulaşmam,konuşmam mümkün değil.Ben sınıflandıracağım, ancak; ben hem oturup bilgisayara yaz, hem resim çek,hem video ya çek,hem web de yayınla.Bir insan her şeyi yapamaz; eskisi gibi hırsımda, heyecanım da yok.Şimdi sen beni, dünyanın en iyi Aikido cusu diye lanse etsen ne olur? Hiç umrumda değil.Dünyanın en iyi judocusu desende fark etmez.Bunları ben geçmişim.Şimdi ben etrafıma gerçekleri empoze etmek için çalışma içine girdim.İnşallah, benim umduğum gibi olur.

H : Hocam son sorum şu.Federasyon da üst düzeyde Aikido çerçevesinde çalışmalar yaptığınızı biliyoruz.Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde; biz Aikido ile uğraşan ve buna gönül vermiş çalışan, bana ve arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunuyorsunuz, ilerisi için?

A.B : Her şeyden evvel iyi bir spor ve iyi bir hoca seçmişsiniz,bu önemli yani.Senin kültüründeki bir insan için de ve senin için de Aikido iyi bir spor.İyi de hoca seçmişsin.Senin gibi arkadaşlardan; antrenör,idareci,ne bileyim yani o konularda istifade etmek isteriz.Sen ve arkadaşların başka kişilere yardımcı olman.Bugün ben nasıl bıkkınlık yaşıyorsam,yarın belki aynı heyecanı da taşımayacak Doğan Başa var.Ona yardımcı olacaksınız.Yarın, Doğan’ın bir yerde bıraktığı bayrağı taşıyacaksınız.Benim bıraktığım bayrağı taşıyacak insanlara ihtiyacım var.İnsanlar yaşlanıyor.Ben eskiden 2 parende atarken, şimdi atabiliyor muyum?Şimdi çalışmıyorum.Şimdi esneklik yok vücutta.Zamanla değişiyor, bu tabiatın kanunu.Şimdi Ahmet Berkol 20 yaşındaki performansıyla aynımı? Yok. 40 sene geçmiş.
Sizlerden isteğim, iyi bir spor ve hoca seçmişsiniz.Buna devam edin.Hem antrenör olarak,hem de değişik konularda bu spora yardımcı olun.

H : Hocam ben gerçekten çok içten teşekkür etmek istiyorum.Arkadaşlarım adına da ve zaman ayırdığınız……

A.B : Estağfurullah.Ben de bu işi yaptığın için, teşekkür ediyorum.Sizler beni teşvik etmiş oluyorsunuz.Ben eski disiplinime tekrar geri dönüyorum.Çünkü; disiplinin olmadığı yerde, başarı söz konusu edilemez.Gençliğin ahlaki değerleri; sizi tenzih ediyorum, düşmüştür.Bu kontrol edilmez ise, bu sporun içine de girecektir.Ben Aikido ya herkesi almıyorum.Sizde almıyorsunuz.Yaşadığınız yer, nezih bir yer.Gelen kitle nezih kişiler.Genellikle bu sporu yapan kişiler nezih kişiler.Bir kere bunu bozmamak lazım.Buraya da çok kişiler geliyor Aikido için.İşte, gurubun nezahatini bozmamak lazım.Sizde o nezahat yani güzellik, nezihlik var.Yine aynen devam etmesini isterim.